ÖZ’ÜN İFADESİ BOĞAZDAN GEÇER

On 01 Eylül 2013

Kendini özgürce ifade edebilmek insanoğlunun en zorlandığı şeylerden biri.  Duygularımızı, düşüncelerimizi, bakış açımızı olduğu haliyle ifade edemediğimizde bu durumun yansıması bedenimizde boğaz bölgesinde ortaya çıkar. Biz insanlar öncelikle duygularımızı söylemekte zorlanıyoruz. Mesela kızgınlık, öfke, pişmanlık gibi duyguları ifade etmek korkutuyor bizi, sonra içsel korkularımız, yaptığımız hatalar, yaşadığımız sorunlar…

Uzun süredir koçluk yapıyorum yüzlerce insanla çalıştım. Koçluk seanslarında kendi sistemime göre tekniklerimi uygulamaya başlamadan önce bana gelen kişilerin yaşadığı korkuları, hataları, duyguları ifade ederken çok zorlandıklarına şahit oluyorum. Bu en başta yargılanma korkusundan da kaynaklanıyor. Dış dünyaya baktığımızda çoğunluk yargıç rolünde olduğu için kendimizi kendimize bile kapatıyoruz. Yeter ki onaylanalım. Hal böyle olunca iç dünyamızda yaşadığımız şeyleri cesur yürek moduyla olduğu şekilde anlatmak giderek zorlaşıyor ve bu artık ruhun taşıyamayacağı bir hal aldığında ise nihayet bir destek arayışı ile seanslarda karşılaşıyoruz birçok kişiyle.

Boğazında kronikleşen sağlık sorunları yaşayan danışanlarım oluyor. Boğaz bölgesindeki enerjisel tıkanıklığı temizlemek kolay değildir gerçekten. Dikkatli, özenli ve doğru bir çalışma gerektiriyor.

Egonun en sevdiği şeylerden biri ‘çarpıtmak’ tır. Olayları, durumları, duyguları çarpıtarak kişisel bütünlüğümüzden bizi ayırır. Kişisel bütünlüğümüzden koptuğumuzda kendimizi tuhaf bir şekilde güvende hissedemeyiz. Güvende hissedemedikçe çarpıtmalar devam eder ve sonuçta yine boğaz bölgemizde hastalıklar yaşamamıza neden olur.

Dışardan baktığınızda herkesin yaşantısı harika görünüyor, herkes iyi, mutlu 🙂 Keşke gerçekten böyle olabilseydi. Oysa çoğunlukla sevgili Doğan Cüceloğlu’nun tabiriyle ‘mış gibi’ yapıyoruz. Her şeyi saklıyoruz. Üzülüyoruz saklıyoruz, kızıyoruz saklıyoruz, korkuyoruz saklıyoruz. Kan kusuyoruz, kızılcık hoşafı içtim diyoruz. Yani ne yapıyoruz? Kendimizi olduğumuz haliyle ifade etmediğimiz gibi dürüstlükten de uzaklaşıp egonun çarpıtmalarına ayak uydurarak saklanıyoruz. Peki ama kimden ve  neden?  Bu saklambaç durumu en nihayetinde boğazımızda apaçık ortaya çıkıyor. Üstelik  kronikleşerek.

Daha sağlıklı, huzurlu bir hayatı herkes hak eder. Boğaz bölgenizde sürekli tekrar eden rahatsızlıklarınız varsa buna sebep olan duygu, düşünce, durum, olay, kişi her ne ise bunu hiçbir ekleme-çıkarma ve çarpıtma yapmadan olduğu haliyle ifade edin, o haliyle kabul edin.  O şey her neyse onu bedeninizin dışında imajine ederek gözlemleyin. Neye benziyor o şey? Rengi, şekli, kokusu, titreşimi var mı, varsa nasıl? Gözlemyebildiğiniz şey siz değilsiniz. Hayatınızda gözlemci pozisyonuna geçin. Bu ne demek şimdi derseniz, buna kuantum bilinçlilik diyoruz. Kuantum bilinçlilik noktasında yaşayacağınız farkındalıkla bir çok hastalığınızdan, korkularınızdan, sizi sabote eden her türlü bağımlılıklarınızdan özgürleşebilirsiniz. Şimdiye kadar ifade edemediğiniz için size yük oluşturan bir şey seçin mesela. Ondan özgürleşerek başlayın, hergün başka bir duygu, korku, düşünce seçebilirsiniz. Boğazınız tamamen temizlenene kadar.

Kendinizi olduğu haliyle ifade etmek güvenlidir. Bunu söyleyin.  Sık sık aşağıdaki örnek afirmasyonların yön vermesiyle Öz’ünüzden gelen ifade ne ise tekrar edebilirsiniz.

”Kendimi olduğum gibi ifade ettiğimde güvende olurum. Kendimi bu halimle seviyor, kabul ediyor ve onaylıyorum. Beni sınırlayan tüm duygularımı, düşüncelerimi, davranışlarımı bırakıyorum. Kendimi özgürce ifade edebiliyorum.”

Sevgiyle An’da kalın 🙂

Gülden Üner

Bir Cevap Yazın