Proaktif ol her şeyi dene, değişirse ne ala değişmezse pekala.

On 03 Şubat 2013

Merhaba sevgili dostlar,

Yaşamınıza baktığınızda olmasını istediğiniz şeyler mi çoğunlukta yoksa olmasını istemedikleriniz mi? Bunu şöyle bir analiz edip karar verdikten sonra size diğer sorum şu;

Olmasını istedikleriniz için neler yapıyorsunuz? Ya da bir şeyler yapıyor musunuz?

Olmasını istemediğiniz şeyler çoğunluktaysa bu nereden kaynaklanıyor? Değiştirmek için harekete geçiyor musunuz yoksa değiştiremeyeceğinize çoktan karar verip bahaneler bulma konusunda master mı yapıyorsunuz?

Evrensel iradenin dışında yaşamımıza yön verecek bir güç varsa o da kişinin bireysel iradesidir. Bir genelleme yapacak olursam çoğunlukla kişilerin hayatın zorluklar ve acılarla dolu olduğunu dile getirdiklerini fark ediyorum. Sürekli bunları dile getirmek size ne sağlıyor diye sorduğumda aldığım cevap ‘ama bunlar gerçekler’ diyorlar 🙂

Gerçek! Kime göre, neye göre…

NLP bakış açısıyla değerlendirecek olursak gerçeğin ne olduğunu kimse bilemez. Hiçbirimiz gerçeği bilmiyoruz. Çünkü gerçeklik dediğimiz şey sübjektif bir deneyimdir. Kişinin içsel dünyasındaki temsilleri dış dünyaya nasıl yansıttığına göre şekillenir. Eğer gerçek herkes için tek olsaydı aynı şeye bakan iki kişi aynı duyguyu, düşünceyi, davranışı paylaşırdı. Oysaki öyle mi? Bir şarkı dinlediğinizde mesela biri müziğin kendini rahatlattığını söylerken diğeri sıkıcı bulduğunu söyleyebiliyor. Peki hangisi gerçek? Şarkının rahatlık verdiği mi, sıkıcı olduğu mu?

Bu boyuttan baktığımızda yaşamın zorluklar ve acılarla dolu olduğu ifadesi anlamını yitiriyor. Size hayat pes pembedir, hadi olumlu taraflarını görün demiyorum. Aksine hayatın içinde her renk var. Yani rengarenktir 🙂 Bazen pembe, bazen gri, bazen beyaz, bazen kırmızı… Bazen mutluluklar, bazen hayal kırıklıkları, bazen heyecanlar, bazen korkular olabilir. Önemli olan nokta şu ki siz hangi duygu durumunu kendinizde daha çok hissederek yaşamak istiyorsunuz? Tabiiki herkes mutlu olmayı ister diyenleri duyar gibiyim. Mutlu olmayı istiyorsanız bununla birlikte çoğunlukla mutsuzsanız neyi ya da neleri değiştirmeniz gerektiğine bir bakın!

Hangi boyutta bir değişime ihtiyacınız var?

Yaşadığınız çevre mi?

Davranışlarınız mı?

Yetenekleriniz mi?

İnançlarınız ve değerleriniz mi?

Kimliğiniz mi ( Siz kimsiniz? )

Değişimin olması gereken boyutun farkındalığına vardığınızda yapmanız gereken ikinci şey reaktif tutumu bırakıp proaktif olmaktır. Hayatınızda değiştirmek isteyip üstelik tamamen sizin harekete geçmenizle değişebilecek şeyler varken bunu yapmıyorsanız siz bir reaktif davranış modelini benimsemiş kişi olabilirsiniz. Reaktif olduğunuzda genellikle enerjiniz düşük olma eğilimindedir. Keşke birileri bir şeyler yapsa da her şey düzelse diye düşünür reaktifler. Armut piş ağzıma düş 🙂

Proaktif olduğunuzda ise enerjiniz hep yüksek olur çünkü yaşamın sorumluluğunu almışsınızdır ve istediğiniz sonuçları alabilmek için harekete geçersiniz. Hareket ve enerji birbirini besleyerek çoğalır. Bahaneler yerine çözümler vardır artık. Proaktif olmakla ilgili Stephen R. Covey’in Etkili insanların 7 alışkanlığı kitabında bolca detaylı bilgi var okumayanlar için tavsiye ediyorum.

Peki proaktif oldunuz, yaşamınızda bazı şeyleri değiştirmek için aklınıza gelen her çözümü, formülü denediniz yine de değişmiyor. O halde bu durumun size ne anlatmaya çalıştığına bakın. Mesajları okuyun! ve sevdiğim bu sözü hep hatırlayın 🙂

Tanrım;
Bana değiştirebileceklerim için güç, değiştiremeyeceklerim için sabır, ikisi arasındaki farkı ayırt edebilmem için sağduyu ver. ( Halil Cibran)

Son sözde benden olsun…

Bir vesile ile değiştirebilmemi veya değiştiremememi sağladığın her şey için şükürler olsun. Bütünü göremediği için olan ya da olmayandaki hayrı idrak edemeyip, şikayetten pek hoşlanan biz kullarının idrak kanallarını açıver Tanrım 🙂

Aşk’la AN’da kalın 🙂

Gülden

Bir Cevap Yazın