ÜZÜLME VE KIZMA HİÇ KİMSEYE…

On 26 Mayıs 2013

Dün sabah erken saatte sahilde yürüyordum.  Kulağımda sevdiğim müzikler, güneşin tadını çıkarıyordum ki ilerde bir bankta oturmuş hıçkıra hıçkıra kendini kaybetmişçesine ağlayan genç bir kız gördüm. Belliki çok üzgün. Şimdi yanına gidip ne oldu desem bana cevap verecek durumda değil, dış dünyadan tamamen kopmuş durumda. Bende Richard Bandler kurnazlığıyla hareket ederek tam ona çok yaklaştığım bir yerde kendimi yere attım, düşmüş gibi yaparak.( Amacım onu o üzgün durumdan çıkarıp konuşabilir hale getirmekti.) Sonra yardım eder misiniz nolur canım çok acıyor dedim. Kızcağız beni yerde acı çeker görünce hemen yanıma geldi, banka oturmamı sağladı. İyi misiniz dedi, bende iyiyim ayağım acıyor dedim. Kırıldı mı yoksa dedi, hastaneye gidelim mi? Kırılmadı dedim, burkuldu sanırım birazdan geçer deyip ayak bileğimi ovmaya başladım.  Baktım kız eski duygu durumunun içinden tamamen çıkmış beni izliyor. Bu iyiye işaret şimdi onunla konuşabiliriz.

Ben Gülden, teşekkür ederim yardımınız için dedim. Sizin isminiz nedir? Neşe imiş ismi. Ne güzel bir isim bu böyle enerjisi de çok yüksek dedim. Öyle mi dedi gülümseyerek.  Bu sırada ayak bileğimi ovmaya devam ediyorum. Sonra Neşe’ye dönüp ; Hayatta böyle işte dedim bir an bir şey olur canın acır, sonra tıpkı benim ayak bileğimi ovmam gibi bir şeyler o acıyı iyileştirir her şey unutulur.  Duraksadı yaşadığı her neyse o aklına geldi bir an. Gözlerinde hüzün görüyorum dedim. Bu gözlere neşe yakışırken onları böyle hüzünlendiren nedir diye sordum.

Üniversite öğrencisiymiş, 3 kız arkadaşı ile aynı evi paylaşıyorlarmış, arkadaşları liseden beri tanıdığı çok sevdiği kişilermiş. Sonra bir şeyler olmuş ve Neşe’yi evden kovmuşlar. O da sabahın köründe birkaç parça eşyasını alıp kendini sahile atmış. Hazmedemiyorum diyor nasıl bu hale geldik. Canım kadar sevdiğim arkadaşlarımdı onlar benim. Gözleri doldu tekrar. Hakaret etmişler, bağırıp çağırmışlar Neşe’ye. Peki dedim onların söyledikleri doğru mu? Öyle misin, onların söylediği gibi birimisin gerçekten? Hayır dedi.  O zaman olmayan bir şeye üzülüyorsun şuan. Ama çok yakındık biz dedi, çok şey paylaştık, çok severdik birbirimizi. Sana göre insanlar çok sevdiği kişilere hataları olsa bile nasıl davranırlar? Bu şekilde değil tabi dedi. Büyük haksızlık bu yaptıkları. Peki bu sana ne anlatıyor dediğimde beni sevmiyorlar demek ki  aslında dedi.

Mutmain olmamış kalbe bağlı dil, acı konuşur, zihin acıyı besler, kulaklar acıyı duyar dedim. Mutmain olmuş kalp ne demek? Dedi. İçindeki tüm negatifi temizlemiş, pürü pak etmiş, artık sadece pozitif enerjiyle, mutlak olanın nuruyla dolmuş, ilahi aşkla beslenen kalptir dedim. Kalp mutmain olduğunda ona bağlı dil, güzel söyler, gözler güzeli görür, kulaklar güzeli işitir, zihin güzel düşünür. Öyle olunca kimse üzemez, kıramaz seni. Her ne yaparsa yapsın. Şimdi sen bir düşün bakalım. Neden bu olayı yaşadın? Bu olayın sana armağanı ne. Allah ya da hadi zamanın popüler ismiyle evren diyelim insanlara her zaman armağanlar verir. Fakat bu armağanları sorunmuş gibi görünen şeylerin içine gizler. Sen o sorunların ardındaki hakikat armağanını gördüğünde anlarsın gerçeği.  Sen önce kendi içini temizlersen sonra o acı dilden dökülenleri duymazsın.

Hep hatırla, dışarıda ne yaşıyorsan içeride bir şey değişmediği sürece devam edecek. O arkadaşların içinin yansıması. Dön ve kendine sor: kendimde neleri değiştirmeliyim. İç sesini dinle o sana söyleyecek.

Mevlana’ya olan sevgimi anlatıp son olarak şöyle bitirdim Neşe’yle sohbetimi

Mevlana Der ki;
Üzülme ve kızma hiç kimseye,
Yaptıklarından dolayı
Aksine teşekkür et ihanet edenlere;
Sadakati öğrettikleri için
Minnet duy yalancılara;
Doğrunun farkına varmanı sağladıkları için
Mutsuz edenlere dua et;
Mutluluğu daha derin hissettirdikleri için
Herkesi sev;
Yaşamına iyi kötü bir anlam kattıkları için
Hayat bu yüzden daha güzel,
Siyahla Beyazı farkettirdiği için

 

Aşk’la AN’da kalın 🙂

Gülden Üner

Bir Cevap Yazın